Hakikat Damlaları-37
Yeryüzünde işlenen vahşet bir zıpkın gibi sineme saplanıyor

Teknolojinin, canavar ruhluların elinde ne hâle geldiğini gördükçe ürperiyor ve dünyanın pırıl pırıl altın bir nesle ihtiyacını iliklerime kadar hissediyorum
***
Hicret ettikten sonra o işten vazgeçmiş gibi geriye dönenler kendilerini helâke sürüklemiş sayılırlar

Hicret gibi bütün peygamberân-ı izâmın kaderi olmuş yüksek bir pâyenin hakkını vermeye bakmak lazım!
* * *
İnsan bütün güzel amellerini engin mülahazalarıyla daha derin hale getirebilir
* * *
Ah Rab! Seni bilmek Cennet; bilmemek ne büyük nikmet!
* * *
Allah (celle celâlühû) müessiriyetteki temadîyi, aşk ve heyecanın sürekli dorukta olmasına bağlamıştır ki, bu bir âdet-i ilâhiyedir
* * *
Sadık kullara göre insanın iradesiyle önleyebileceği gözyaşını önlemeyip izhar etmesi bir çeşit riyadır ve insana kazanma kuşağında kaybettirebilir
* * *
“Adam sen de; dünyayı sen mi ıslah edeceksin!?” düşüncesi kendini rehavete salmış insanların nâhoş hırıltısından başka bir şey değildir
* * *
İman aksiyonu lüzumlu hale getirir

Dolayısıyla inanan bir insanın âtıl olması düşünülemez
* * *
Konumu ve kıvamı koruma ancak sürekli derinleşme peşinde bulunmakla mümkün olabilir
* * *
Bazı yakışıksız ifadeleri dilimize bilerek yerleştirmişler

“Arap saçı”, onlardan sadece birisi

Efendimiz'in (sallallahü aleyhi ve sellem) içinde neş'et buyurduğu milleti bu kadarcık olsun saygısızca zikretmeyi hakaret saymalı ve ondan uzak durmalı
***
Bütün tiranlar herkesi kendilerine benzetmek isterler; benzemeyenleri de fişlerler
***