Peygamber Efendimizin diğer bir türdeki mucizesi de, ağaçların bir insan gibi O'nun sözünü dinlemesi ve yerlerinden çıkıp O'nun yanına gelmesidir Bir çok sahabinin şahit olduğu bu mucizelerden en meşhurlarını görelim isterseniz: Hazreti Ali, Enes ve Hazreti Ömer, üçü birlikte haber veriyorlar ki: "Peygamber Efendimiz, kâfirlerin kendisini yalanlamasından ötürü çok üzgün olduğu bir sırada, Cenâb-ı Hakka şöyle duada bulundu: — Ya Rabbi! Bana öyle bir mucize göster ki, ondan sonra artık beni yalanlayanlar için üzülmeyeyim Dört büyük melekten biri olan Cebrail Aleyhisselam, o sırada Efendimizin yanındaydı Peygamberimiz, Cebrail'in kendisine bildirmesiyle, vadideki bir ağacı çağırdı Ağaç, Peygamberimizin yanına geldi Efendimiz daha sonra: "Git" dedi Ağaç gitti, yerine yerleşti"
* * *
Hazreti Abdullah anlatıyor: "Bir seferde (yolculukta) Peygamber Efendimizin yanına bir bedevî (çölde yaşayan bir göçebe) geldi Peygamber Efendimiz ona sordu: — Nereye gidiyorsun? Bedevî: — Ehlime (yani ailemin yanına), diye cevapladı Efendimiz: — Ondan daha iyi bir hayır istemiyor musun? diye sordu Bedevî: "Nedir?" deyince, Efendimiz: — Allah'tan başka bir ilah olmadığına, O'nun bir olduğuna, ortağı bulunmadığına, Muhammed'in de O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik etmendir, dedi Bedevî sordu: — Böyle bir şahitliğe şahit nedir? (Yani Allah'ın bir olduğuna ve seni de elçi olarak seçtiğine inanmam için, göstereceğin delil nedir?) Efendimiz ferman etti: — Vadi kenarındaki şu ağaç, şahit olacak Hazreti Ömer der ki: "O ağaç, yerinden sallanarak çıktı, toprağı yardı ve Peygamberimizin yanına kadar geldi Efendimiz, bedevîye söylediği sözlerin doğru olup olmadığını o ağaca üç defa sordu ve ağaç her seferinde Allah'ın bir olduğuna ve Peygamberimizin de O'nun elçisi olduğuna şahadet etti (söyledi) Efendimiz daha sonra emretti Ağaç, topraktan çıktığı yere gidip yerleşti"
* * *
Yukarıdaki mucizeye şahit olanlardan biri de Hazreti Büreyde idi O da aynı mucizenin farklı yönlerine şahit olmuş ve Efendimizle bedevî arasında geçen konuşmaları duymuştu Bakın, o da şöyle anlatıyor: "Biz Efendimizin yanında iken, bedevî bir Arap gelerek Allah Resulünden mucize istedi Peygamberimiz, o adama: — Şu gördüğün ağaca : ''Allah Resulü seni çağırıyor diye seslen" dedi Bedevî denileni yapınca, Efendimiz o ağaca işaret etti Ağaç, bunun üzerine sağa sola sallanarak köklerini topraktan çıkardı ve Peygamberimizin huzuruna gelerek: "Esselamu aleyke Ya Resulallah (selam sana ey Allah'ın Peygamberi) dedi Bedevî, ağacın yine yerine gitmesini isteyince, Peygamberimiz yine emretti ve ağaç eski yerine giderek yerleşti Bedevi, şaşkınlık içindeydi Peygamberimize: "Müsaade et, sana secde edeyim" dedi Ancak Efendimiz, Allah'tan başkasına secde edilemeyeceğini hatırlatarak: — Hiç kimseye izin yok, dedi Bunun üzerine bedevî: — Öyle ise senin elini ayağını öpeceğim, dedi Efendimiz izin verdi"
* * *
Hazreti Câbir anlatıyor: "Bir seferde (yolculukta), Peygamber Efendimizle birlikteydik Efendimiz, tuvalet ihtiyacı için üzeri kapalı bir yer aradı, ama bulamadı Bunun üzerine ileride bulunan iki ağacın yanına gitti Birisinin bir dalını yakaladı, çekti Ağaç, Peygamberimizle birlikte gitti Efendimiz o iki ağacı, her isteneni yapan bir devenin yularını çeker gibi çekerek bir araya getirdi Ve sonra onlara: — Üstümde birleşiniz, dedi Ağaçlar, peygamber emri karşısında birleşerek Efendimizin üstünü örttüler Daha sonra onlara emretti Yerlerine gittiler"
* * *
Hazreti Üsâme anlatıyor: "Bir seferde, Hazreti Peygamberle birlikteydik Tuvalet ihtiyacı için üstü kapalı bir yer bulunmuyordu Ferman etti ki: — Etrafta ağaç veya taş var mı? — Evet var, dedim Peygamberimiz, bana şöyle buyurdu: — Ağaçlara de ki: "Allah Resulünün ihtiyacı için birleşiniz" Ve taşlara de ki: "Duvar gibi toplanınız Ben gittim, söyledim Yemin ederim ki, ağaçlar birleştiler ve taşlar üst üste gelerek duvar oldular İhtiyacını gördükten sonra dedi ki: — Ayrılmalarını söyle Ben, herşeyi kudret elinde tutan Cenâb-ı Hakka yemin ederim ki, ağaçlar ve taşlar ayrılıp eski yerlerine gittiler" Hazreti Câbir ve Üsâme'nin anlattığı yukarıdaki iki mucize, Huneyn Gazvesi (harbi) sırasında cereyan etmiş olup; Hazreti Yâle, Hazreti Gaylan ve Ibni Mesud tarafından da aynen anlatılmıştır
* * *
İmam-ı ibni Fûrek haber veriyor: "Taif Gazvesinde idik Gece at üstünde gitmek zorunda olduğumuzdan, Efendimizin uykusu geliyordu Peygamberimiz o halde giderken, bir sidre ağacına rastgeldi Ve ağaç, ona yol vermek ve atını incitmemek için iki parçaya ayrıldı, Peygamberimiz atıyla birlikte içinden geçti O ağaç, zamanımıza kadar ikiye ayrılmış bir vaziyette kalarak hürmet gördü"
* * *
Hazreti Yâlâ anlatıyor: "Bir seferde, talha veya semure denilen bir ağaç geldi, Peygamber Efendimizin etrafında tavaf yapar gibi (Kabe'nin etrafını dolaşırcasına) döndü Sonra yine yerine gitti Efendimiz onu görünce şöyle dedi: — O ağaç, Cenâb-ı Haktan istedi ki, bana selam etsin"
* * *
İbni Abbas anlatıyor: "Efendimiz, yanına gelen bir Arap'a şöyle dedi: — Ben, şu ağacın dalını çağırsam ve o da yanıma gelse, îman edecek misin? (Yani Allah'ın bir, ve benim de O'nun Peygamberi olduğuma inanacak mısın?) Adam: "Evet" dedi Bunun üzerine Peygamber Efendimiz o dala emretti Dal, ağaçtan kopup Peygamberimizin yanına geldi Efendimiz tekrar emredince de yerine döndü" Değerli kardeşlerim Ağaçlar bile Efendimizin emirlerini dinleyerek itaat ettikleri halde, kendilerine "insan" diyen bir kısım akılsız mahluklar, O'nu tanımaz ve îman etmezlerse, acaba kuru ağaçlardan daha değersiz hâle gelip ateşe atılmaya (yani Cehennem'e girmeye) lâyık olmazlar mı?