İslâm'a göre `cennet', peygamberlerin davetine uyarak ALLAH'tan
gelen hak dine inanan, salih amel işleyen, ALLAH'tan hakkıyla korkup
sakınan kullar için hazırlanmış olan mutluluk ve mükafat yurdunun
adıdır
Kıyamet'ten sonra Mahşer günü Hesap ve Mizan gerçekleşecektir
Dünyada iken iman edip, ALLAH'ın koyduğu ilkelere uygun yaşayanlar,
ALLAH'a hakkıyla şükredenler ve her konuda O'na itaat edenler, bu
yaptıklarının karşılığını görmek üzere Cennet'e gideceklerdir
ALLAH (cc) Kur'an-ı Kerim'de sık sık bu Cennet'in mü'minler için
hazırlandığını ve orayı hak edenlerin orada sonsuza kadar
(ebediyyen) kalacaklarını hatırlatıyor

[85]
Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şerifler Cennet'i çeşitli özellikleriyle
insanlara tanıtıyorlar

Cennet hakkında verilen bilgiler, insanların
dünyada tanıdıkları eşyalara benzemektedir

Çünkü onların tanıdığı
nesneler dünyada gözlerinin önünde, bildikleri ya da taddıkları
şeylerdir

Hoşlarına giden ve güzel gördükleri bu gibi nesnelere ve
nimetlere kavuşmak isterler

Ağızlara tad veren lezzetleri, insana
huzur ve saadet veren güzellikleri elde etmeyi arzularlar
Kur'an ve hadisler Cennet'i insanların tanıdığı özelliklerle veya
bildikleri kelimelerle tanıtıyorlar ama Cennet'in hiç bir şeyi tıpkı
dünyadakiler gibi değildir
Kur'an şöyle diyor:
"Artık hiç bir nefis, yapmakta olduklarına karşılık olmak üzere,
kendileri için gözler aydınlığı olarak nelerin (sayısız nimetlerin)
saklandığını bilmez

" (Secde: 32/17)
Bir kutsí hadis'te şöyle buyuruluyor:
Ebu Hureyre (ra) anlattı:
Peygamberimiz (sav) buyurdu ki; "ALLAH (cc) şöyle dedi: `Ben, salih
kullarım için Cennet'te hiç bir gözün görmediği, hiç bir kulağın
işitmediği ve hiç bir insanın hatırına gelmeyen nimetler
hazırladım

' Sonra da Secde: 32/17

ayeti hatırlattı

" [85]
Cennet, dünyada iken İslâma iman edip, salih amel işleyenler için
hazırlanmış bir ni'met yurdudur

İnsan, ALLAH'a ibadet etmek için
yaratılmıştır

Onun dünyaya geliş amacı budur

Yaratılışın yasası
bunu gerektirir

Yaratılış amacı bu olduğu gibi, insanın yaşaması
için verilen her şey onun şükretmesini gerektirir

Yeryüzündeki her
şey ALLAH'a aittir ve O'nun tarafından bir çoğu insanın hizmetine
verilmiştir

İnsan bu bakımdan, kendine bunca nimetleri veren
Rabbine şükür borcu içerisindedir
İnsan, Rabbine teslim olur, O'nun emirlerine itaat eder, O'nun
yasaklarına uyar, ibadeti yalnızca O'na yaparsa hem kulluğunun
gereğini yapar, hem de şükür borcunu yerine getirir

İnsan zaten
bunu yapmak zorundadır
Cennet ise, bütün bu kulluk görevlerini yapan müttaki (ALLAH'tan
hakkıyla korkup çekinen) kimselere ALLAH'ın bir ödülüdür,
yaptıklarının karşılığıdır
İnsan öncelikli olarak yaratılış gereği olarak Rabbine itaat emeli
ve O'nun rızasını kazanmaya çalışmalı, verilen ni'metlere şükretmeye
gayret göstermeli

Bütün bunları yaparken de hedefi bu `mükafat
yurdunu ve oradaki nimetleri' kazanmak olmalıdır
Öyleyse bir müslümanın `Cennet'i kazanmak için gayret göstermesi, bu
amaçla ibadet yapması, bu sonuca kavuşmak için ALLAH'a itaat etmesi
yanlış bir şey değildir

Çünkü ALLAH (cc) itaat eden kullarına
Cennet gibi bir mükâfatı söz veriyor

[85]